xinan the last

19/12/2009 - MAÇ ANLATAN SPİKERİN MÜNECCİMVARİ TAVIRLARI

artık sıkıntıdan mıdır, tepkisel bir yaklaşım mıdır bilinmez ama var böyle bişey. şöyle ki:
3 dakikalık maç özetini anlatmak için bir spiker arkadaşımız görevlendirilmiştir. önce kendisi izler özetleri 1-2 kez sonra anlatır "şu pas verdi" "vuruyor ve aut" gibi cümleler yardımıyla. lakin şunun gibi anlatımlarda gözden kaçmaz bütün tadınızı alabilir yerine göre ya da heyecanlandırabilir gaflet uykusundan uyandırabilir:

- bu pozisyonu dikkatle izliyoruz sayın seyirciler ...

burda gevşek gevşek izlediğiniz özetlere birden konsantre olursunuz "ne olacak lan acaba ?" diye düşünürsünüz beklersiniz. ya hiç bir şey olmaz spikerin "maç anlatıyoruz lan burda dikkatle izleyin şunu" tadında söylediği anlaşılır. ya çok ilginç bir olay vardır ya da süper bir gol/ basket/skor olmuştur.

- .. ve bundan sonraki ataklar gol getirmiyecek ...

ulan ? izliyoduk abi biz maçı ne konuşuyosun ordan ? bu cümleyi kurduktan sonra en az 3-4 tane daha şut atılır, skor girişiminde bulunur. ama herif noktayı koymuştur bir kere kanal değiştirseniz bile olur ya da beklersiniz nasıl kaçırmışlar golleri acaba diye ama olaydaki heyecanın gittiği bir gerçek ...

seyirci yanında olsa ne olurdu bir de ona bakalım

- bu pozisyona dikkat ediyoruz sayın seyirci
- ha ? ne ? neden olm ?
- ya sen dikkat et bişey biliyoruzda söylüyoruz
- anaa naptı lan öyle bir daha göster bakim
- pozisyonu tekrar izliyoruz sayın seyirci
- vay emmuğaagoyen

....

- ... vee bundan sonraki ataklar gol getirmeyecek sayın seyirci
- eh amını sikeyim senin ben
- abi geç oldu o bakımdan söyledim yoksa buyur izle yani
- o ağzını tutamıyosun di mi ibiş
- ehihih abi izledim ben özetleri valla yarın işe gitçen git yat hadi.

thug love - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2009 - Adnan Polat'ın sesi hakkında kısa bir hikaye..

galatasarayın mali denetimini yaptığımız yıllarda, biz denetçilere temin edilen odada harıl harıl ve yine harıl çalışırken, genelde içeri çay, kahve yada taze meyve getiren bir abimiz vardı. burdan kendisini saygıyla sevgiyle selamlıyorum. fakat günlerden bir gün tüm ekip laptoplara kapanmışken kapı açılır. ayak sesleri odada yankılanır ama biz bu ayak seslerinin sahibi yine çaycı kahveci meyveci abi zannederken, böyle hayatımda duyduğum en derin ve kalın (bu kelimeleri başka yerde kullanmanızı tavsiye etmem) sesi duydum. "iyi akşamlar arkadaşlar". ulan kutu gibi oda, akustik sıfır, ne bu bass ne bu yankı?
sonrasında ya benim sesim gerçekten 3 yaşındaki çocuk sesine büründü ya da o sesten sonra vin dieselin sesi bile ilkokul çağındaki kız çocuğu sesi gibi gelebilir diye düşünüyorum. biz şoku atlatamadan aynı ses devam etti, "napıyorsunuz siz burda?"
"ya yeminle birşey yapmıyoruz abi yapma etme" falan dicektim, oyle bir etki bıraktı üstümde bu soru.
fakat ben o incelen sesimle "denetim" diyebildim sadece. gerçekten konuşasım gelmedi o sesin üstüne. böyle bir psikolojik üstünlük olur mu ya? "hocam ayıp oluyor ama.." demedim tabiiki. kendisi sonrasında bizimle ufaktan şakalaştı. bizse kendisi odadan çıktıktan 10-15 dk. içerisinde kendimizi toparlayabildik.
zaten sonrasında da kapının önünde yiğit şardan ın bentley'sini görünce daha da kendimize gelemedik.


wassermann - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2009 - Reddedilme Korkusu Yüzünden Açılamamak

ortaokuldan liseye geçeceğimiz seneydi.. ergenliğin verdiği gazla herkes birbirine çıkma(?!!) teklifi etmekte.

iki üç ay boyunca ona bakıp durmuştum. hislerini pek belli etmeyen biriydi ama acaba gidip konuşsam ne derdi? bahar ayları yaklaşmaya başlamıştı artık ve ben erik ağaçlarının çiçek açtığından emin olduğum olduğum kadar emindim benimle ilgilenmediğinden! sonunda haftasonları gittiğim kursta tanıştığım birisiyle sinemaya gitmeyi kabul etmiştim.

haziran ayı geldiğinde okulun kabul ettiği yönetmelikteki not ortalamasını tutturamadığından okuldan atılacağını öğrendim. ama ne farkederdi? benim başka bi erkek arkadaşım vardı artık ve üstelik ondan hoşlanıyodum da. böylece o ortaokul diplomasını alamadan, ben de ona açılamadan gitti. yaz tatilinin ortasında benim gönlüm başka bi dala konmuş olacak ki erkek arkadaşımdan ayrıldım. başkaları oldu, ve sonra başkaları ve bir sürü başkası...

derken tam yedi yıl sonra istiklal caddesinde karşılaştık onunla. vaktim varsa eğer birer kahve içmeyi teklif etti. tabi ki vardı vaktim, yarım saat otururuz derken bir de baktık ki günün sonuna erişmişiz. metroya kadar bıraktı beni, merdivenlerin başında "seni gördüğüme sevindim" dedi, "hem biliyo musun? ben ortaokuldayken senden hoşlanıyodum.. ne komik değil mi?"

evet, çok komikti...

the queen of naked kings - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/10/2009 - Disiplinlerin Ülke Olarak Karşılıkları

risk'le iştigal ederek geçirilmiş bir epidozun izleri.

bildiğiniz üzere zibilyon tane disiplin, ister bilimsel olsun ister sanatsal olsun dünya üzerinde endam eylemekte. e malum insanız, her gördüğümüzü, duydugumuzu insan temelli yapılara dönüştürüyoruz. fark ettim ki bazi disiplinleri, bu disiplinlerin birbirleriyle kurduğu ilişkileri, tavırlarını bazi ülkelere yakıştırmışım bile.

misal:

matematik - a.b.d : herkesin gözu üzerindedir, herkesi kendine çeker, lakin axiomlarla örülüdür, evreni kendine dönüktür, baska bir yere tekabül edemez.

fizik - ingiltere: bu ikisi de köklüdür, ikisi de her yere uzanabilmiştir, ikisinin de krizleri dünya krizlerine dönüşmüştür, dönüşecektir.

biyoloji - ispanya: biraz bezmişlik, uyuşmuşluk var her ikisinde de. lakin keyifli bir ilerlemezlikleri var sanki ikisininde.

zooloji, natural sciences, paleontoloji - portekiz: ispanya-portekiz iliskişinin analojisidir bu.

psikoloji - rusya: evet, kocamandır her ikisi de. her ikisinin de nasıl işlediğine dair zibilyon tane fikir vardır, lakin konuya olabildiğince vakif az insan vardır.
 
sosyoloji - iran: ikisinin de potansiyeli çok yuksek, ikisinin de kökleri çok çok derin. soyle bir bakınca, hey gidi persler diyor insan, al sana sosyoloji.
edebiyat - hindistan: uzak ve cok büyük. uzak ve uygarlık yaratan şeyler.

sinema - türkiye: ikisi de şatafatli (en azindan istanbul'u göz önüne alın), lakin ikisi de yalnız, temelsiz, ikisi de bir kavram karmaşası, bir yere oturamamışlık abidesi.

çeviribilim, dilbilim - ismini bilmediğimiz balkan ülkeleri: devamlı bağimsızlık savaşı veriyorlar.
 
bilimum pozitif veya istatistik temelli bilim (aktuerya, meteoroloji, metalurji, kimya, vs.) - fransa, almanya.

istatistik - iskandinav ülkeleri: ikisi de sorunsuz görünüyor, biraz kazınca yıkılacak gibi duruyorlar halbuki.

felsefe - çin: çok uzak, cok kalabalık, çok dertli, cok huysuz (türk atına atladı, çinlinin odu patladı da yerine oturuyor hem boyle).

carlos santana secret chord progression - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2009 - Okulu karşısına dizip iki saat konuşan müdür

konuşma metninden kaç yıllık müdür olduğu kolaylıkla çıkartılabilir.

yeni müdür;

"siz öğrenci kardeşlerimin ve öğretmen arkadaşlarımın da desteğiyle bu okula sınıf atlattıracağım! burası sadece bilim ve irfan yuvası olacak. siz irfancıklarımızı mezun ettiğimizde gözümüz arkada kalmayacak! ileride gurur duyacağımız öğrenciler mezun edeceğiz! inanın çocuklar, çocuklar inanın! güzel günler göreceğiz güneşli günler! ülkemizi sizlere emanet edeceğiz! bu ülke böyle muasır medeniyetler seviyesine... (vicuuuvvv: kulakları delen mikrofon efekti)"

3-5 yıllık müdür;
"siz bu okulun üniformasını taşıyorsunuz. kravatımızı bağlayıp, ceketimizi ilikleyip, konuşmamızla örnek olacaksınız diğerlerine! ('müdürsel anlatım bozukluğu' olarak geçer dil bilgisinde) kurallara uyacağız, hep birlikte burada bir düzen oturtacağız! dışarıdan gelen birisi okula girer girmez içi ferahlayacak, yüzüne nur düşecek. bu arada bağış yapmayan arkadaşlar varmış, onlara karne veremeyebiliriz. okulun da ihtiyaçları gelirleri giderleri vicuuuuuuvvv biraz anlayışlı vicuuuuuvv lütfen"

5-10 yıllık müdür
"camlardan sarkıyorsunuz! derslerden kaçıp kantinde geyik muhabbeti yapıyorsunuz! vicuuuuuuvvv o tuvaletlerin hali ne? yakışıyor mu? hayvan evlatlığının lüzumu var mı? o saçlar kesilecek bir kere. vicuuuuuuv konuşma! oğlum kime diyorum. hani nerde senin ceketin? bağırttırmayın beni daha ilk günden! bak hala! evladım sana diyorum sanaaa! vicuuuuuuv tombalak! evet evet sen!"

10 yıl da geçse, 100 yıl da geçse o mikrofon ötecek, ötüyor. bilim dünyası bir çözüm bulamadı şuna ya. o müdüre de bulamadı gerçi.

dave87 - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2009 - PENALTI ATILIRKEN GAZA GELİP SEHPAYA VURAN MİSAFİR

misafirlik...tatlı tatlı sohbet edilirken beyler yan gözle de maç izliyorlar..biraz futbol sohbeti, edepli yorumlar..işte tutulan takım penaltı kullanıyor..büyüklerin bu ana dair aşırı heyecanı ve ilgisi nedeniyle çocuklarda sessizce televizyona bakıyorlar..forvet geriliyor, geriliyor; tam topa vurma anı; dehşetengiz bir cayırtı; sehpanın üzerinde ki tepsi ve üzerinde ki kahveler, kurabiyeler, şekerler havaya savruluyor..kahveler doğru çıkmamak üzere perdeye, kurabiyeler konfeti gibi havaya, oradan da çocukların önüne düşüyorlar..kısa bir donma anı...misafir beyin fazla heyecan ve konsantrasyonu nedeniyle voleyi sehpaya patlatması..şimdi şaşkınlıktan sıyrılma ve teselli etme zamanı..gülümsemeler ile utangaçlık...tüm suç şu bizim fanatik sevgimizde..evet evet, öyle...

tarao - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2009 - LİSEDE TÜM KIZLARIN AŞIK OLDUĞU ÜST SINIFTAN BEBE

bu da bir ceren gibi, bir meriç gibi fenomendir; genelde renkli gözlü yahut en azından kumral olur (naadar da şaşırtıcı), bunun için alt sınıflardan kızlar böyle sınıf kapılarının önünde bekleşir, o geçerken kıkır kıkır eder, çeşitli isterik hareketlerde bulunur yahut fısıldaşırlar, suratlarında gülmekle hayranlık arası mal bi ifade bulunur böyle. bi de bunun çıktığı kız vardır, o da okulun en güzel kızı olmazsa en çakal kızıdır en azından, bir toplu nefret unsurudur. bu çift genelde okulun yakınındaki parkta koklaşırken yahut kantinde görüntülenir. işin ekstrem boyutu bu bebenin bazı bağyan hocalarının da kendisine yazıyor olduğu söylentisiyle başlar ki hayranlarının dedikodu-karalama çalışmalarının ciddiyeti hakkında bi fikir verebilir.

bu bebe hakkındaki buluntulara ilk olarak
m.ö. 231 yılında bir okul tuvaletindeki "aşkım cenk - utangaç prensesin 7-c" yahut "11-g berk, unutmadım seni" ler halindeki yazılar ve resimlerde rastlanmış olup, kendisine de ya spor ya müzikle ilgili bi alanda gelecek vadedilir.

entry ca - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2009 - Türk İnsanındaki Evlendirme Merakı

a$agidaki onyargilara dayanir:
* evlenmezse saga sola verir/sarkar.
* evlenmezse kazandigi parayi carcur eder.
* evlenmezse bayramlarda aramaz.
* evlenmezse kilo alamaz.
* evlenmezse hastalaninca bakani olmaz.
* evlenmezse bize kotu anne/baba derler.
* evlenmezse eve gec gelir.
* evlenmezse i$inde ba$arili olamaz.
* evlenmezse cuku $i$er.

delikan76 - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/9/2009 - İSMAİL YK vs. KENAN İMİRZALIOĞLU

evet şimdi diyeceksiniz ki kıyas tutmaz, evet bence de zira ismail avrupa görmüş hatta görmekle kalmamış doğmuş, bir türk erkeği, kenen değil.
avrupa görmüş adam.

-ismail'in almancası var, hem de doğuştan. gerçi türkçesi biraz bozuk ama olsun.
-ismail çıtır bir kere. 1978 doğumlu kenan'dan 4 yaş küçük.
-ismail kenan'a göre daha süt beyaz tenli. yani esmer değil kumral.
-ismail'in kenan kadar hetero erkek hayranı yoktur, daha çok kadın hayranı vardır. hatta erkek hayranı hiç yok herhalde.
-bahse girerim ismail kafası attı mıydı kenan'dan daha iyi adam döver. hatta kenan pek dövemez gibi geliyor bana.
-ismail iyi halay çekiyor şimdi kabul edin bunu. daha enerjik ve daha atletik. kenan ancak hafif hareketlerle zeybek yapabilir.
-kenan ancak standart türk kızlarıyla takılabilirken, ismail kliplerinde bomba bomba bomba hatunlar götürür. hem de üfleyerek.

burada pek sevgili bir arkadaşımın beğenisine parmak basmadan edemeyeceğim: ismail yk'yı yakışıklı bulmak
evet burada dalga geçersiniz ama avrupa'da kızlar ismail'e ölüp bitiyor, kendi çapımda yaptığım ufak araştırmada gördüm ve inceledim ki çeşit çeşit forumlarda ben türkçe bilmiyorum acaba ingilizceye çevirir misiniz şu sözleri diye yazan kızlar var, ayrıca ismail çok yakışıklıııı da diyorlar.

ha öte yandan ikisi de türk erkeğidir,
canımızdır ciğerimizdir, bizden içimizden birileridir. hala develere bindiğimizi, çölde yaşayıp ağaçlardan hurma topladığımızı sananlara en güzel olmasa da bir cevaptır.

(evet yazar bu son cümlede yalakalık yaparak paçayı kurtarmaya çalışıyor. yediniz umarım. afiyet olsun.)

bree - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/9/2009 - Milan Baros'un Sabri'ye takla attırması..

öncelikle: http://www.youtube.com/watch?v=if7n2mvadfa

--


sabri'nin takım arkadaşları arasındaki enteresan davranışlarına ışık tutabilecek gudik bir senaryonun ilham kaynağı harekettir.

maçtan bir gece önce kampta uykusu kaçınca "kalkın la hadi yastık savaşı yapağn" diyen, ancak kimseden yüz bulamayan sabri,
antremanlarda pas atılmayınca küsüp kızaran bozaran bir sabridir o sanki,
yemeklerden önce "off tatlı varmış lan ben bi yerim ki şimdi" diyen ve nonda tarafından bile "hey allam" diye karşılanan kahramanımızdır o,
yüzü hep bembeyazdır, güneş görmez, kaldırmaz kafayı yukarı, dört mevsim adamıdır sabri,
kewel ile çok iyi anlaşır, adam ağırdır, sever öyle taklaya falan getirmez korur sabriyi,
milan'a falan gitmeyen sabridir o, milyon dolarları ayağına sersen "burda üç para var sende bir kağıt para, yok ben gelmem" der kararlıca, ayrılmaz takımından,
dağlara, taşlara, bostan tarlalarına giden toplarına sinirden güler arkadaşları ,
maç başlamadan önce mutlaka rakip kaleyi gösterir arda, "bak sabri şu tarafa hücum edecez, aman deyim bak kafanı kaldır gözüm nolur aha şu tarafa bak" demeden maç başlamaz.

sevimlidir sabri, herkes sever kendisini, dost canlısıdır, kararlı gözü pek sağlam adamdır. yamuk yapmaz kimselere.

az gonus lan - ekşisözlük
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

xinan the last

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    Blogcu Yardım